küçük küçük şeyleri
şiir diye katlayıp
ceplerime koyardım
turunç rengi güneşi
akdenize banıp
birkaç yudum şarapla
yıldızları boyardım
**
dağlara küsen tavşanlara bayılıyorum
her sabah orucu papazkarasıyla bozup
yıldızların koynunda
sarhoş ayılıyorum
**
herhangi bir nisan günü
tuhaf bir heyecan sararken
dört bir yanı
buram buram
deli bir ırmağa binip
denize karışmalı insan
ve bir anlamı olmalı yaşamanın
bir ömür boyu akıp
sonunda denize karışmanın
**
göçebe çadırlarda konaklıyorum
saçlarımda o serinlik havası
aklım ödünç gitmiş bir kısrağın sırtında
ellerimde yüreğimin darası
**
yaşamak soluk soluğa
ve sonuna dek
durmadan
olur da bir an dalarsan eğer
soruver zamanı
gümüş balığından
**
olmayacaksa farkı yarınların dünlerden
hiç fark etmez
şu ya da buymuş bu gün günlerden
ve fark edecek günlerde
bir tutam sevinç serperek gülelim
kalsın hüznün tozu dünlerde
**
benzetmelerin de benzedi
bizimkilere artık
sen ki bezerdin sözlerini
rengarenk
daha oyun yaşında
büyüksün artık küçüğüm
ne yazık
şimdi senin de aklın başında
**
zaman
öyle bir dost ki
sonuna kadar
düşman
**
ertelemek mi
delisin
seninle gelir en büyük suç
ve çeler aklımı yeniden
**
bir kaç damla yaş süzüldü
hüznün gözlerinden
hafifçe sildim
tuttum ellerinden
sabaha dek kaldı
ağladı
birkaç damla yaş süzüldü
gözlerimden
hafifçe sildim
tuttum ellerimden
**
öylesine bir dönem işte
hep yağmur yağıyor
ben yağıyorum
yağmur sustu
ben yağıyorum
**
bu sabah
bir çiy tanesiydin başucumda
bir parçasıydın yaşamın
ve yaşam daha güzel artık
değil mi ki birlikte yağıyoruz
ve birlikte suluyoruz hayatı
değil mi ki kök veriyoruz nice yeşillere
gerçeğiz şu an
gerçekse bir beyaz çiçek
sevgi kokan
**
gözyaşlarıyla da olsa
sulamalıyız her çiçeği
zordur sevda emek ister
tığ işidir sevgi
**
bir şeyler oluyor bana diye
bir şiir yazmak
ve olmayan kumsaldaki kuyuları
iğneyle kazmak
**
kapılar geçiyor önümden
çilingir değilim diyemiyorum
**
susarak söze boğabilir insan
sanattır
ağız dolusu susuyorsa insan
işte böyle susmak
sözcüklere takılmış
bir çift kanattır
**
olmazsa olmaz bir anlam yükleyip
olmadık birine
oturtmaya çalışırsan yeniden
olanla olmayanı
yerli yerine
**
birden gelip
dalıveriyorsun günün ortasına
kalakalıyorum o an
sırılsıklam
takılıp okyanusların oltasına
**
sevincin yüzüme vuruşu
heyecanların selama duruşudur
geçişin
**
nasıl bir kıvanç
bir bilsen
sırf varsın diye
ve sırf varsın diye sen
çaresiz bir ben
biliyor musun niye
**
tırmanıp öpesim var
bütün kuşları gagalarından
ve öylesine hınzır ki onlar
iyi bilirsin
yaklaşılmıyor yanlarına havalarından
**
nedendir hep
sana koşmam
kanat sesleri dolunca yüreğime
**
çok iyi tanıdığınız biri
size hiç ummadığınız bir anda
küçük bir çiçek verebilir
ve bu küçük çiçekle
bir ömür boyu
bütün bahar tarlalarını
önünüze serebilir
**
ne zaman aklıma gelsen
kıskanıyorum yaşamın doğadaki akışını
toprağın gün boyu yağan yağmuru
koluna takışını
**
her gün bensiz bir güne uyanmak
ve her gün o güne
yine sensiz dayanmak
**
seni bende yaşayıp
gözlerimde taşıyınca
aşıverdim
olur ile olmaz arasındaki orantıyı
işte bu yüzden hep yok sayışım
beynimdeki bulantıyı
**
bir kokuysa bu
duymadan ölmemeliyim
aklın zaferi için
aklımı bölmemeliyim
**
bütün bildiklerin
kendimden sakladığım sırlar
bildiklerini söyleme sakın
yüreğim kınından fırlar
**
sen hiç
gecenin bir vakti
dünyanın en anlamlı dört dizesini yazdım diye
yıldızlara dokundun mu
**
parmak izlerin varmış
dokunduğum yıldızlarda
ne güzel!
**
bir tek sana söyledim
kırk yıllık menekşemin
bugün ilk kez açıverdiğini
söyleyemediğim için belki
yıldızlardaki izleri
yeryüzüne saçıverdiğimi
**
bir kez olsun çıtlatmadın
seni bu kez farklı kılanı
yıllar boyu sakladıklarını
sana rağmen bulanı
**
yanıtını bildiğim soruları
binlerce kez soruyorum
her gelişinde yeniden açıp
gidişinle soluyorum
**
varsın göz gözü görmesin
ve çözülmesin bu sis
ne de oynasın yerinden
kaşla göz arasında gelip
sözlüğüme
seninle giriveren giz
**
biliyorsun
merakımdandı sormayışım
**
daha önce hiç tatmadığım bir tanımsın
herkese ilan edip
kendimden sakladığım yanımsın
**
yağmur yüklü bulutlardı saçların
hiç tanımadık kırkikindileri
**
iniyor yine yağmurlar
zamansız bir sel gibi
yeryüzüne
bende bir keder
aklın farkımda
ve inatçı saçların
keşke diyorum esse
amansız bir yel gibi
yeryüzüme
**
yakındım sana
hiç dokunmadım
hiç yakınmadan kıydım sözlerime de
bir gün olsun
gözlerimi sakınmadım
**
bakamamak bile olacaksa bedeli
sonunda ne sana
ne de aynaya
yine de razıydım
uyanmaya
bir kez olsun
ve kurgusuz
yan yana
**
hatırlıyorum yakalanışımı
utanç içinde
pusuda
oysa bütün yanlışlarım
yıkanabilmek içindi
seninle bir kez canım
o suda
**
öyle çocuklar tanıdım ki
pencerede olsun görebilmek için
ne camlar kırdılar
**
on altı yaşında
yağan kar olmak istemiştim
olmak pencerende yanıbaşında
sabaha kadar beklemek seni
uyanmanı açmanı perdeni
belki de bir kartopu oluverirdim
avuçlarında
bir daha ki kara kadar
elveda
**
yıllar sonra
bütün kartoplarına
kırk yıllık kardan adamdan
koca bir merhaba
**
nedense böyledir hep
bir sevdiğin vardır
ve hep öyledir ya
vakit hep dardır
**
uçuşun ani oldu
konuşun gibi dallarıma
hesapsız bir yaz yağmuruydun sen
iniveren
ömrümün belki ilk
belki de sonbaharıma
**
ben vardım
sel geldi
sen gittin
kum kaldı
sel gitti
ben kaldım
**
şiirler yazardı hep
hiç fark etmediler
hiç fark etmedi
hiç fark etmediler
**
yaşlıyız artık
eski sözlerin hepsi
birer yeni şaka
geç oldu ama becerdik
sonunda inanmaz olduk aşka
**
düşünüp taşınmadan
taşıdın yüreğimi
bir gün olsun
şaşırtmadan
**
yoksun
yüreğim yoksun
yüreğim yoksul
ve bu yoksulluğun içinde
sayılmayacak kadar çoksun
**
bir avuç toprağa ekip
tek bir damla ile suladığımız sevgi
bir gün olsun açmadı
arda kalan
ağlamaklı bir gökyüzü
ve nadasa bırakılmış
çorak bir yürek
**
görülmüş müdür uğradığı
bahar yağmurlarının
seradaki sevgilere
**
büyüdükçe
denizi ilk kez gören bir çocuk heyecanı
koyuyorum matarama
ve meydan okuyorum
sanıyorum
**
yalnızca bir kez
ilk kez dokunulabilir
**
sığınılan liman gibidir
kimi ilişkiler
ve açınca hava
yelken açar gemiler
her yan deniz
her an fırtına
her fırtınada
yeni bir liman yüklersin sırtına
**
ten için sevişmek
bir an için de olsa
karanlıkları değişmek
**
adım gibi emindim
göllerde tutsak kalmış
mert bir deniz kızıydı
denizlerden esen her rüzgarın anlamı
yüreğinde yelken açan
o masmavi sızıydı
**
korkma
atla terkime
atlı karıncalar onların olsun
**
dokuz yüz altmış birde
verilmiş bir hayat var bana
nasıl söylemeli
bilmiyorum
milat sonrası için
borçluyum sana
**
oturup bir oyun kurdu kendine
kendi sözcükleriyle
gün gelir bütün olan biten
sığar belki ümidiyle
güçlükle yatıştırdığı
birkaç küçük dizeye
**
bir imgenin azizliği olacak
gidişim

